Burada
ekonominin tüm rakamlarını buraya serip sizleri rakamlar içinde boğmayacağım.
Sade bir şekilde içinden geçtiğimiz dolar kuru artışının BAZI nedenleri ve
etkilerini irdeleyip, kısa vadeli sorumlu vatandaş olarak neler yapabiliriz, devlet
ne yapmalı, bunları irdelemeye çalışacağım.
Malum, dolar kuru yukarıya gittikçe fakirleşiyoruz. Neden? Bu
sorunun cevabını birlikte bulmaya ve ne yapabilirize bakmaya çalışalım.
Bir malın ,bir ürünün fiyatı
neden yükselir ?. O ürüne talep fazla,
arzı talebi karşılamıyorsa o ürünün fiyatı , kıymeti yükselir.
Doların değeri yükseliyorsa bu
durumda demek ki dolara talep var, ama dolar dışarıdan geldiği için talebi
karşılanamıyor. O zaman ülkemizde dolara neden talep çok, ona bakalım.
Ülkemizde ithal edilen mal ve
ürünlere dolar ödemek zorundayız. İthal
edilenler :
.
Başta enerji dediğimiz,
Ø doğalgaz,
Ø Petrol
Ø kömür
. sanayii imalat ara malzemeleri
,
. fabrikalar için makine
ekipmanları
. imal edemediğimiz veya bireylerin doğrudan kullandığı elektronik
ürünler
Ø Akıllı
telefon
Ø Bilgisayar
Ø Ev
elektroniği
Ø Araba,
araç v.s.
. altyapı yatırımları finansmanı
Ø Yol
Ø Köprü
Ø Hastane
Ø Havaalanı
Ø Baraj v.s.
Yukarıda tanımladığım ana kalemler,
büyük oranda ithalatla karşılanan ve dolar talebi yaratan harcamalarımızdır. Bunlara
karşılık mal satarak dışarıdan dolar getiriyoruz ve birde hizmet satarak
turizmden dolar kazanıyoruz..
Burada, en temel ihtiyacımız olan
sebze meyvede muazzam fiyat artışlarının nasıl oluştuğuna, ve bu sebze meyveyi
binbir zorlukla yetiştiren çiftçinin hakettiği kazancı sağlayamamasına bakalım.
Çiftçinin ektiği tarladaki ürüne
etki eden temel maliyetler,
Ø Mazot
Ø Gübre
Ø Son
zamanda tohum
Bu maliyetlerden mazot tamamen ithal, gübre kısmen ithal, tohum kısmen ithal olduğundan,
dolardaki her artış bu maliyetlerin artışına doğrudan etki yapmaktadır. Buda
doğal olarak pazara sunulan ürüne doğrudan yansıltılmaktadır.
Dolar kuruna geri dönelim.
Dışarıdan ürün alarak ödememiz gereken
dolar kadar , sattığımız mal ve hizmetlerden dolar sağlayamadığımızda aradaki
fark CARİ AÇIK olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu farkı da dışarıdan BORÇ alarak
bir yere kadar karşılamaktayız. Peki bu borç alarak ilelebet sürdürülebilir bir
durum mu? Elbette hayır. Sürmüyor zaten , dolar kuru sürekli yükseliyor.
İki seçenek var.
1. Dolar
taleplerini karşılamak ve doların kurunu sabit tutmak için, dışarıya
satabileceğimiz nitelikli ürünleri ÜRETMEK VE SATMAK, karşılığında dolar almak,
2. Dışarıya
dolar vererek veya borçlanarak talep ettiğimiz
mal ve hizmetlerden kısıntıya gitmek.
Matematik , bu kadar net..
1. Seçenek 1 :
Dışarıya satabileceğimiz ürün ÜRETMEK: Bu durum kısa vadeli bir yıldan iki yıla
değişecek gelişecek bir durum değil maalesef. Öncelikle, çok iyi eğitim, iyi
üniversiteler, ve buradan çıkan bireylerin tam rekabet içinde olduğu
koşullar. Bu koşulların altını herkes
kendisi doldurabilir. Şuanda saydıklarımdan , iyi eğitim, tam rekabet koşulları
maalesef memleketimizde hiç iyi durumda değil, bugün başlasak herşeyi iyi
yapsak minimum 15 yıl alacak bir durum. Bu yüzden bu işe başlamalıyız,
hemen..Ve ASIL kısa vadede neler
yapabiliriz, 2. Seçenekte ona bakacağız.
2. Seçenek 2 : Dolar gerektiren harcamalarımızı birey ve devlet olarak yukarıda
sıralamıştım. KISA VADELİ onlardan neleri tasarruf yapabiliriz, ona bakacağız.
Doğalgaz, petrol, kömür: Bu enerji ihtiyaçlarından
kolaylıkla tam kısıp tasarruf etmemiz asgari standartlarımız için pek mümkün
değil. Ama ;
-
ENERJİYİ DAHA VERİMLİ KULLANABİLİRİZ :
Birey olarak;
. evimize mantolama yaparak,
. toplu taşım araçlarını kullanarak,
. su kullanımımıza dikkat ederek,
. bisiklet
binerek, evet bisiklet binerek,
. yakıt tasarruflu araçları tercih ederek,
. fiyatı
uygun olan, her eve güneş enerjisi ile sıcak su tesisatı yaparak..
. “ELEKTRİKLİ ARAÇ KULLANIN” henüz demiyorum, külliyen ithal zaten şimdilik)
DEVLETin ise
yapacakları bireylerden daha etkili şüphesiz.
-
Esaslı bir şekilde devlet kadrolarında MAKAM
ARAÇLARINA sınırlama getirip, gereksiz yakıt harcamalarını engelleyerek
-
toplu
konutlarda merkezi güneş enerjisi ile en azından sıcak su tesisatını yasayla
zorunlu kılarak,
-
bol güneşli ülkemizde bina mimarilerine normlar
getirip, güneşten bolca yararlanacak şekilde mimarileri seçenek hale getirecek
yasa çıkararak,
-
vatandaşın çöp dediği, fakat atık olarak pekala
değerlendirildiğinde, hem yakıt tasarrufu hem de geri dönüşümle dolar tasarrufu
yaptıracak, atıkların toplanması,
sanayide yakıt(kömür) yerine yakılması ve geri dönüşümlerinin yapılabilmesi
için, atığı toplayan belediyelere yasal
düzenleme ile biran önce bunun önünü
açıp, boşuna dolarla yakıt ithalinin önüne geçerek..
-
Atığın nitelikli bir şekilde toplanmasını
sağlamak için vatandaşa önce bunu yoğun kampanya ile anlatmak, sonra
vatandaştan başlayarak kurumları da kapsayacak bir düzenleme yapmak, vatandaşın
atıklarını ayrıştırarak biriklemesinin mekanizmasını kurarak (Bu iletişim
-teknoloji çağında bu ÇOK KOLAY.. Önemli olan plan ve irade-Avrupa’da millet
nasıl yapıyor !)
-
Devlet bir yandan enerji teşvikleri verip,
HES , YES gibi enerji kaynaklarını
kazanmaya giderken, diğer taraftan ölçek ekonomisine ve asıl, kullandığı enerji,
artık ürettiği katma değere yetiyor mu bakmadan enerjiyi yoğun kullanan sektör
tesislerinin yapılmasına kısıtlama getirmelidir. . Yoksa tesislerin kapasite
kullanımları % 50 lere düşmektedir. (Bu sektörlerin hangileri olduğunu bakınca
rahatça görebilirsiniz)
-
Tarım arazilerinin işlenmesinde, verimlilik yerlerde
sürünmektedir. En basit gözlem, 8 – 10 dönüm tarlası olan bir traktör
almaktadır. Bu LÜX bir para harcamasıdır.
Bu arazilerin topluca işlenmesine olanak sağlayacak, tarlaya bir traktör bir biçerdöver girdi mi en az 5 – 10 bin
dönüm araziyi işleyecek şekilde devlet ACİLEN bir düzenleme yapmalıdır. Ayrıca yöre
ve ihtiyaca bağlı ürün yetiştirme kıstasları getirilmeli, tarlası olan kafasına
göre ürün ekmemelidir. O zaman hem sabit maliyetler düşecek, hem de ülke genelinde
israfın önüne geçilecektir.
-
Okullarda, enerji verimliliği farkındalığını
yaratmak ve artırmak için ders programlarına ilgili müfredatı koymalıdır.
BİR NOT: Bu ülkede tarım ürünü yetiştiriciliğinden başka hiçbir imalat yokki, üretenin en az, onun dışındakilerin hep fazla kazandığı bir sektör olsun.
Düşünün, bir televizyon üretiliyor, tv fabrikadan çıkıp vatandaşa gelene kadar süreçte üreten fabrikanın en az, satan bayinin en fazla kazandığını düşünebiliyormusunuz.? Hayır,
Düşünün, bir torba çimento üretiliyor, burada çimentoyu satan ve nakledenin bir torba çimentodan an fazla kazanan, ama üretenin en az kazanan olduğunu. Hayır.
Düşünün, bir araba ! banttan çıkıyor, satılana kadarki süreçte, fabrikanın en az kazanan olduğu bir süreç. Hayır olmaz .. Hepsinde o malı üreten en fazla birim kazancı kazanır kazanmalıdır doğal olarak.
Tarım dışında Düşünün,..düşünün.. Bulamazsınız .!!
Ama gelin tarım sektörüne, tarlada üretilen 1 kilo domatesi 3 liraya satan üretici, manavda bu domatesin 10 liraya satıldığını görüyor. Kazancı 50 kuruş. Ya diğerlerinin.. ? Bu Olmaz..
Burada BÜYÜÜÜÜÜK bir adaletsizlik yokmu.? Var. Bunu düzeltmekte memleketi yönetenlerin görevi..
İthal ettiğimiz elektronik ürünler, araçlar : Bu ürünlerin birçoğunu
üretemediğimiz için ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bu sıkışık dönemde burada da
birey olarak yapacaklarımız var şüphesiz.
-
Kullandığımız akıllı telefonları ortalama olarak
senede 1 değiştirmekten vazgeçmeliyiz. Ne zaman mı değiştireceğiz. Uygulamaları
artık çalıştıramadıkları zaman !!)
-
Evlerde kullandığımız televizyonları
telefon kadar sık olmasa da sık sık
değiştirmemeliyiz
-
Kullandığımız araçları sık değiştirmekten
sakınmalıyız. ( Avrupa’ya gittiğinizde özellikle kuzey ülkelerinde yol
kenarlarında park etmiş araçlara bakın 10-15 yaştan küçük araç yok. Mesela Norveç’in milli geliri
kişi başı 50.000 DOLAR
civarında olduğunu hatırlatalım.)
Devletin altyapı yatırımları :
Şüphesiz devletin , yol köprü, havaalanı gibi yatırımlarla ülke altyapısını
iyileştirmesi, ülkede yaşayan vatandaşların standartlarını yükseltmesi
açısından önemlidir. Burada önemli olan, bu yatırımların doğru zamanda ve doğru
finansmanla yapıldığında ülke vatandaşlarına yarar sağlayacağıdır. Yoksa, kötü
finansman koşullarında büyük yatırımlarla borçlanarak bu yatırımları yapmak, bu
altyapılardan yararlanamayan milyonlarca vatandaşın bu borç yüküne katlanmasına
neden olmakta, bu bir.
İkinci olarak;
eğer yaptığınız bu yatırımlarla dolar kuru sürekli yükseliyorsa (çünkü bu
yatırımların borç geri ödemesi sürekli dolar talebi yarattığından) bu
durum, köyde kırsalda
bunlardan bihaber köylü Memet
amcanın doğrudan gübresine, doğrudan mazotuna yansımakadır. Maliyeti doğrudan
dolar kuruna bağlı olan bu ürünlerde sürekli enflasyon yaratmakta , fiyat
artışları vatandaşa canından bezdirmektedir. Halbuki, bırakın diğer ihtiyaçlarını,
vatandaşların herşeyden önce en temel hakkı
olan beslenme hakkını etkileyen temel sebze ve meyvenin bu kadar artışı kabul
edilemez bir durumdur. Malum , insan her şartta yaşar ama beslenmeden
yaşayamaz.
Sonuç olarak, artan dolar kurunun
nerden kaynaklandığını her vatandaş sorgulamalı, çünkü artan dolar kuru demek,
fakirleşmemiz demek, standartlarımızın düşmesi demektir. Vatandaş olarak ve
devlet olarak kısa vadeli alacağımız sıralamaya çalıştığım tedbirleri alıp,
AYAĞIMIZI
YORGANIMIZA GÖRE UZATMALIYIZ.
Geldiğimiz
noktada, BANA GÖRE HEPİMİZ VATANDAŞ OLARAK
KENDİ İMKANLARIMIZ ÖLÇEĞİNDE HAKETTİĞİMİZDEN FAZLA LÜX YAŞIYORMUŞUZ GİBİ GÖRÜNÜYOR
. ALTINI ÇİZEREK TEKRAR DİYORUM, HERKES” KENDİ ÖLÇEĞİNDE” FAZLACA LÜX YAŞIYOR. KİMSE BAŞKALARINA BAKARAK
" BENİMKİ DE LÜXMÜ CANIM” DEMESİN.. DÖNÜP KENDİNİZE BİR
BAKIP SAMİMİ ELEŞTİRİNİZİ YAPIN LÜTFEN.
BİR YERDEN BAŞLAMALIYIZ.
Levent Uluçay

Mutlaka biryerden baslamalyiiz.. çok yerinde yorumlarla anlatmissink ..dahada gecikmeden herkes üzerine düşeni yapmalı..başta devlet yöneticileri tabiki..eline kalemine saglik
YanıtlaSil👍👍👍
YanıtlaSilÇok doğru müdürüm.
YanıtlaSil