12 Mayıs 2019 Pazar

DOLAR KURU Neden Yükseliyor ? Ne Yapmalıyız?




           
Burada ekonominin tüm rakamlarını buraya serip sizleri rakamlar içinde boğmayacağım. Sade bir şekilde içinden geçtiğimiz dolar kuru artışının BAZI nedenleri ve etkilerini irdeleyip, kısa vadeli sorumlu vatandaş olarak neler yapabiliriz, devlet ne yapmalı, bunları irdelemeye çalışacağım.

Malum, dolar kuru  yukarıya gittikçe fakirleşiyoruz. Neden? Bu sorunun cevabını birlikte bulmaya ve ne yapabilirize bakmaya çalışalım.
Bir malın ,bir ürünün fiyatı neden yükselir ?. O ürüne talep fazla,  arzı talebi karşılamıyorsa o ürünün fiyatı , kıymeti yükselir.
Doların değeri yükseliyorsa bu durumda demek ki dolara talep var, ama dolar dışarıdan geldiği için talebi karşılanamıyor. O zaman ülkemizde dolara neden talep çok, ona bakalım.
Ülkemizde ithal edilen mal ve ürünlere  dolar ödemek zorundayız. İthal edilenler :
.  Başta enerji dediğimiz,
Ø   doğalgaz,
Ø   Petrol
Ø   kömür
. sanayii imalat ara malzemeleri ,
. fabrikalar için makine ekipmanları
. imal edemediğimiz veya   bireylerin doğrudan kullandığı elektronik ürünler
Ø  Akıllı telefon
Ø  Bilgisayar
Ø  Ev elektroniği
Ø  Araba, araç v.s.
. altyapı yatırımları finansmanı
Ø  Yol
Ø  Köprü
Ø  Hastane
Ø  Havaalanı
Ø  Baraj   v.s.

Yukarıda tanımladığım ana kalemler, büyük oranda ithalatla karşılanan ve dolar talebi yaratan harcamalarımızdır. Bunlara karşılık mal satarak dışarıdan dolar getiriyoruz ve birde hizmet satarak turizmden dolar kazanıyoruz..
Burada, en temel ihtiyacımız olan sebze meyvede muazzam fiyat artışlarının nasıl oluştuğuna, ve bu sebze meyveyi binbir zorlukla yetiştiren çiftçinin hakettiği kazancı sağlayamamasına bakalım.
Çiftçinin ektiği tarladaki ürüne etki eden temel maliyetler,
Ø  Mazot
Ø  Gübre
Ø  Son zamanda tohum

Bu maliyetlerden mazot tamamen ithal, gübre kısmen ithal, tohum kısmen ithal olduğundan, dolardaki her artış bu maliyetlerin artışına doğrudan etki yapmaktadır. Buda doğal olarak pazara sunulan ürüne doğrudan yansıltılmaktadır.
Dolar kuruna geri dönelim. Dışarıdan ürün alarak  ödememiz gereken dolar kadar , sattığımız mal ve hizmetlerden dolar sağlayamadığımızda aradaki fark CARİ AÇIK olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu farkı da dışarıdan BORÇ alarak bir yere kadar karşılamaktayız. Peki bu borç alarak ilelebet sürdürülebilir bir durum mu? Elbette hayır. Sürmüyor zaten , dolar kuru sürekli yükseliyor.
İki seçenek var.
1.      Dolar taleplerini karşılamak ve doların kurunu sabit tutmak için, dışarıya satabileceğimiz nitelikli ürünleri ÜRETMEK VE SATMAK, karşılığında dolar almak,
2.      Dışarıya dolar vererek veya borçlanarak talep ettiğimiz  mal ve hizmetlerden kısıntıya gitmek.
Matematik , bu kadar net..

1.      Seçenek 1 : Dışarıya satabileceğimiz ürün ÜRETMEK: Bu durum kısa vadeli bir yıldan iki yıla değişecek gelişecek bir durum değil maalesef. Öncelikle, çok iyi eğitim, iyi üniversiteler, ve buradan çıkan bireylerin tam rekabet içinde olduğu koşullar.  Bu koşulların altını herkes kendisi doldurabilir. Şuanda saydıklarımdan , iyi eğitim, tam rekabet koşulları maalesef memleketimizde hiç iyi durumda değil, bugün başlasak herşeyi iyi yapsak minimum 15 yıl alacak bir durum. Bu yüzden bu işe başlamalıyız, hemen..Ve  ASIL kısa vadede neler yapabiliriz, 2. Seçenekte ona bakacağız.

2.      Seçenek 2 : Dolar gerektiren harcamalarımızı birey ve devlet olarak yukarıda sıralamıştım. KISA VADELİ onlardan neleri tasarruf yapabiliriz, ona bakacağız.

Doğalgaz, petrol, kömür: Bu enerji ihtiyaçlarından kolaylıkla tam kısıp tasarruf etmemiz asgari standartlarımız için pek mümkün değil. Ama ;
-        ENERJİYİ DAHA VERİMLİ KULLANABİLİRİZ :
  Birey olarak;
. evimize mantolama yaparak,
. toplu taşım araçlarını kullanarak,
. su kullanımımıza dikkat ederek,
.  bisiklet binerek, evet bisiklet binerek,  
. yakıt tasarruflu araçları tercih ederek, 
.  fiyatı uygun olan, her eve güneş enerjisi ile sıcak   su tesisatı yaparak..
. “ELEKTRİKLİ ARAÇ KULLANIN”  henüz demiyorum, külliyen ithal zaten şimdilik)

DEVLETin ise yapacakları bireylerden daha etkili şüphesiz.
-        Esaslı bir şekilde devlet kadrolarında MAKAM ARAÇLARINA sınırlama getirip, gereksiz yakıt harcamalarını engelleyerek
-         toplu konutlarda merkezi güneş enerjisi ile en azından sıcak su tesisatını yasayla zorunlu kılarak,
-        bol güneşli ülkemizde bina mimarilerine normlar getirip, güneşten bolca yararlanacak şekilde mimarileri seçenek hale getirecek yasa çıkararak,

-        vatandaşın çöp dediği, fakat atık olarak pekala değerlendirildiğinde, hem yakıt tasarrufu hem de geri dönüşümle dolar tasarrufu yaptıracak,  atıkların toplanması, sanayide yakıt(kömür) yerine yakılması ve geri dönüşümlerinin yapılabilmesi için,  atığı toplayan belediyelere yasal düzenleme  ile biran önce bunun önünü açıp, boşuna dolarla yakıt ithalinin önüne geçerek..

-        Atığın nitelikli bir şekilde toplanmasını sağlamak için vatandaşa önce bunu yoğun kampanya ile anlatmak, sonra vatandaştan başlayarak kurumları da kapsayacak bir düzenleme yapmak, vatandaşın atıklarını ayrıştırarak biriklemesinin mekanizmasını kurarak (Bu iletişim -teknoloji çağında bu ÇOK KOLAY.. Önemli olan plan ve irade-Avrupa’da millet nasıl yapıyor !)


-        Devlet bir yandan enerji teşvikleri verip, HES  , YES gibi enerji kaynaklarını kazanmaya giderken, diğer taraftan ölçek ekonomisine ve asıl, kullandığı enerji, artık ürettiği katma değere yetiyor mu bakmadan enerjiyi yoğun kullanan sektör tesislerinin yapılmasına kısıtlama getirmelidir. . Yoksa tesislerin kapasite kullanımları % 50 lere düşmektedir. (Bu sektörlerin hangileri olduğunu bakınca rahatça görebilirsiniz)

-        Tarım arazilerinin işlenmesinde, verimlilik yerlerde sürünmektedir. En basit gözlem, 8 – 10 dönüm tarlası olan bir traktör almaktadır. Bu LÜX  bir para harcamasıdır. Bu arazilerin topluca işlenmesine olanak sağlayacak, tarlaya bir traktör  bir biçerdöver girdi mi en az 5 – 10 bin dönüm araziyi işleyecek şekilde devlet ACİLEN bir düzenleme yapmalıdır. Ayrıca yöre ve ihtiyaca bağlı ürün yetiştirme kıstasları getirilmeli, tarlası olan kafasına göre ürün ekmemelidir. O zaman hem sabit maliyetler düşecek, hem de ülke genelinde israfın önüne geçilecektir.  


-        Okullarda, enerji verimliliği farkındalığını yaratmak ve artırmak için ders programlarına  ilgili müfredatı koymalıdır.

BİR NOT: Bu ülkede tarım ürünü yetiştiriciliğinden başka hiçbir imalat yokki, üretenin en az, onun dışındakilerin hep fazla kazandığı bir sektör olsun.
Düşünün, bir televizyon üretiliyor, tv fabrikadan çıkıp vatandaşa gelene kadar süreçte üreten fabrikanın en az, satan bayinin en fazla kazandığını düşünebiliyormusunuz.? Hayır,
Düşünün, bir torba çimento üretiliyor, burada çimentoyu satan ve nakledenin bir torba çimentodan an fazla kazanan, ama üretenin en az kazanan olduğunu. Hayır. 
Düşünün, bir araba ! banttan çıkıyor, satılana kadarki süreçte, fabrikanın en az kazanan olduğu bir süreç. Hayır olmaz   .. Hepsinde o malı üreten en fazla birim kazancı kazanır kazanmalıdır doğal olarak.  

Tarım dışında Düşünün,..düşünün.. Bulamazsınız .!!

Ama gelin tarım sektörüne, tarlada üretilen 1 kilo domatesi 3 liraya satan üretici, manavda bu domatesin 10 liraya satıldığını görüyor. Kazancı 50 kuruş. Ya diğerlerinin.. ?  Bu Olmaz..

Burada BÜYÜÜÜÜÜK bir adaletsizlik yokmu.? Var. Bunu düzeltmekte memleketi yönetenlerin görevi..



İthal ettiğimiz elektronik ürünler, araçlar : Bu ürünlerin birçoğunu üretemediğimiz için ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bu sıkışık dönemde burada da birey olarak yapacaklarımız var şüphesiz.
-        Kullandığımız akıllı telefonları ortalama olarak senede 1 değiştirmekten vazgeçmeliyiz. Ne zaman mı değiştireceğiz. Uygulamaları artık çalıştıramadıkları zaman !!)
-        Evlerde kullandığımız televizyonları telefon  kadar sık olmasa da sık sık değiştirmemeliyiz
-        Kullandığımız araçları sık değiştirmekten sakınmalıyız. ( Avrupa’ya gittiğinizde özellikle kuzey ülkelerinde yol kenarlarında park etmiş araçlara bakın 10-15 yaştan küçük araç yok. Mesela Norveç’in milli geliri kişi başı 50.000 DOLAR civarında olduğunu hatırlatalım.)

 Devletin altyapı yatırımları : Şüphesiz devletin , yol köprü, havaalanı gibi yatırımlarla ülke altyapısını iyileştirmesi, ülkede yaşayan vatandaşların standartlarını yükseltmesi açısından önemlidir. Burada önemli olan, bu yatırımların doğru zamanda ve doğru finansmanla yapıldığında ülke vatandaşlarına yarar sağlayacağıdır. Yoksa, kötü finansman koşullarında büyük yatırımlarla borçlanarak bu yatırımları yapmak, bu altyapılardan yararlanamayan milyonlarca vatandaşın bu borç yüküne katlanmasına neden olmakta,  bu bir.
İkinci olarak; eğer yaptığınız bu yatırımlarla dolar kuru sürekli yükseliyorsa (çünkü bu yatırımların borç geri ödemesi sürekli dolar talebi yarattığından) bu durum,  köyde  kırsalda  bunlardan bihaber  köylü Memet amcanın doğrudan gübresine, doğrudan mazotuna yansımakadır. Maliyeti doğrudan dolar kuruna bağlı olan bu ürünlerde sürekli enflasyon yaratmakta , fiyat artışları vatandaşa canından bezdirmektedir. Halbuki, bırakın diğer ihtiyaçlarını,  vatandaşların herşeyden önce en temel hakkı olan beslenme hakkını etkileyen temel sebze ve meyvenin bu kadar artışı kabul edilemez bir durumdur. Malum , insan her şartta yaşar ama beslenmeden yaşayamaz.
  

               Sonuç olarak, artan dolar kurunun nerden kaynaklandığını her vatandaş sorgulamalı, çünkü artan dolar kuru demek, fakirleşmemiz demek, standartlarımızın düşmesi demektir. Vatandaş olarak ve devlet olarak kısa vadeli alacağımız sıralamaya çalıştığım tedbirleri  alıp,
AYAĞIMIZI YORGANIMIZA GÖRE UZATMALIYIZ.

Geldiğimiz noktada, BANA GÖRE HEPİMİZ VATANDAŞ OLARAK KENDİ İMKANLARIMIZ ÖLÇEĞİNDE HAKETTİĞİMİZDEN FAZLA LÜX YAŞIYORMUŞUZ GİBİ GÖRÜNÜYOR . ALTINI ÇİZEREK TEKRAR DİYORUM, HERKES” KENDİ ÖLÇEĞİNDE” FAZLACA LÜX YAŞIYOR. KİMSE BAŞKALARINA BAKARAK   
 " BENİMKİ DE LÜXMÜ CANIM” DEMESİN.. DÖNÜP KENDİNİZE BİR BAKIP SAMİMİ ELEŞTİRİNİZİ YAPIN LÜTFEN.

BİR YERDEN BAŞLAMALIYIZ.

                                                                                                                                                                                                                                                                        Levent Uluçay

3 yorum:

  1. Mutlaka biryerden baslamalyiiz.. çok yerinde yorumlarla anlatmissink ..dahada gecikmeden herkes üzerine düşeni yapmalı..başta devlet yöneticileri tabiki..eline kalemine saglik

    YanıtlaSil