Bir Batı
Karadeniz Gezisi Anatomisi; Mavi ve Yeşilin Tangosu
(Mobile den bakıyorsak yan çevirelim görüntüyü lütfen)
(Siyahın dışındaki renklerle işaretli linklere tıklayıp gidebilirsiniz)
(Mobile den bakıyorsak yan çevirelim görüntüyü lütfen)
(Siyahın dışındaki renklerle işaretli linklere tıklayıp gidebilirsiniz)
Bilirsiniz,
Karadeniz bölgemizin yeşilliği dillere destandır. Doğu Karadeniz, Rize, Ayder,
Ardeşen.. Batı Karadeniz, Sinop, Kastamonu, Bartın, Amasra.. Bana sorarsanız, bir
sıralama yap deseniz buçuktan birinci sıraya Batı karadenizi koyarım. Ben
böyleyim, sizin
tercihiniz değişebilir tabii..
Bu sebepten, sizlere Sinop’tan
başlayıp Bartın’da sonlanan bir yolculukla ilgili bilgilendireceğim.
Bir Cumartesi
sabahtan çıkıp Samsun’a oradan Sinop’a doğru çıkalım, yol üstünde Gerze
şirin mi şirin bir kasabadır. Uzaktan Sinop burnu görünür, özellikle yazın
akşamüzeri gün batımına yakın .. (Ben
oradan geçerken Akşam üstü gün batımına yakın, sahildeki evin birisinde çardak
altında rakılar açılmış, gün batımına karşı , karşıda Sinop, ambiansı siz
düşünün…) Devam edin. Sinopta, kale,hamsilos
koyu ve şehrin az kullanılmış, fazla dokunulmamış haline bir göz gezdirmek için
1 gece konaklayıp, öğle üzeri hareket edin.
![]() |
| Hamsilos Koyu |
Ayancık’tan sonra sürekli
Karadeniz kenarından gidersiniz. Şu anda bile yeşilin çok tonuna hakimdir
oraları. Ama şöyle bir özelliği var yollarının. Çok girintili çıkıntılıdır. O
kadarda birbirine benzer ki “ yaa ben buradan biraz önce geçmemişmiydim” hissine
kapılırsınız. Sırasıyla Türkeli, Çatalzeytin, Yeşilyurt, Abana, İnebolu ,
Doğanyurt birbirine benzeyen şirin
kasabalardır. Alttaki derin uçurumların dibinde çoğu köylülerin bildiği güzel
kuytu koylar mevcuttur. Bu arada ortalama hız 30-40 km civarında olur, geze
geze gitmek içindir zaten yollar. O yüzden Pazar günü nerede denk gelirse bu
yerlerden birinde konaklamak zorundasın. (Ben
bir keresinde buradan gittiğimde Samsundan bir Pazar günü çıktım 9.00 da, kısa
Sinop gezisi sonrası devam ettim. Geze geze Bartın'a gece 12 sularında
varmıştım. O yüzden bir gece arada bir
yerde konaklamakta fayda olur).
Bu programa göre Pazar İnebolu’da
kaldıktan sonra pzt günü Cide şehir içinde bir tur (Hababam Sınıfı yazarı Rıfat
ILGAZın memleketidir.Evi müze halindedir, eşyaları kitapları falan). Oradan
devam ettik. Kurucaşil'eye doğru. Gideros Koyu diye bir koy karşılar sizi yol
üzeri. Müthiş dingin, denizin göl olduğu bir yerdir. Anlatımlara göre eski
dönemde korsanlar, korunaklı olması vesilesi ile buraya yurt edinmişler bir
vakit. Ana yoldan sapıp 2 dakika içinde koya inersiniz. Çok kereler gittim.
Kayık falan vardı , bir iki ev, eski bir cami, orada salaş bir pansiyonu
işleten bir kadın. Oğlu kayıkla gezdirirdi koyu. Dediğim gibi dingin, görülmesi
gereken bir yer. Devam ettik, Kapısuyu
da güzel bir yerdir. Kurucaşile’nin geleneksel gemi yapım yeridir. Çalışan,
gemi (tekne demek daha doğru) yapım atölyeleri mevcuttur. Genelde teknelerin teslim
süreleri 2 kat zamanda çıkar, buradaki tekne ustalarının günübirlik yaşamalarından
ötürü. Günlük yaşarlar yani.. Aslında hayatın yavaş yaşandığı yerlerden. Benin
gördüğüm, fazla beklenti yoktur, hırs yoktur bu sahildekilerde. Bugün nafakayı çıkardın mı yarın Allah Kerim.
Böyle gördüm ben buralara gittiğimde insanları.
Devam ettik
Kurucaşilede pek bi şey yoktur, oraya kadar gördüklerin yeter sana. Kurucaşile
extra bir şey katmaz. Şöyle bi bakıştan sonra devam. Tekkeönü
de biraz Kapısuyuna benzer. Biraz daha sonra Çakraz karşılar seni. Burası artık
Ankara’dan gelenlerin uzandığı yerlerdendir. Yoldan 1 km civarı içeridedir.
Yazın ben sakinliği ve turkuaz denizi sebebi ile tercih ederdim. Girip bakılıp
çıkılabilir. 10 dk sonra bir tepe üstüne geliririz.
Oradan Amasra’nın muhteşem panaroması görünür. FTM nin “lala lala Çeşm-i Cihan buramı ola” dediği yerdir orası.
Tabi buradan günün farklı zamanlarında baktığınızda farklı güzellik görürsünüz, kah gün batımı, kah saat 10 suları hava açık, kah gece.. Farklı güzellikler sunar seyredenlerine Amasra.. Burada fotoğraf ve selfilerimizi çektikten sonra (tabi gece olamadıysa) şehir içine ineceksek, yuvarlaktan sağa, değilse devam ederek Bartın içine yollanırız.(Pzt gece)
Oradan Amasra’nın muhteşem panaroması görünür. FTM nin “lala lala Çeşm-i Cihan buramı ola” dediği yerdir orası.
![]() |
| Tepeden Amasra |
Tabi buradan günün farklı zamanlarında baktığınızda farklı güzellik görürsünüz, kah gün batımı, kah saat 10 suları hava açık, kah gece.. Farklı güzellikler sunar seyredenlerine Amasra.. Burada fotoğraf ve selfilerimizi çektikten sonra (tabi gece olamadıysa) şehir içine ineceksek, yuvarlaktan sağa, değilse devam ederek Bartın içine yollanırız.(Pzt gece)
![]() |
| Fatih Sultan Mehmed bi zamanlar buradan AMASRA'ya baktı. |
![]() |
| Bende buradan genelde bakarım AMASRA'ya :) |
Amasra’da kalınacak yerler, NortDoor otel en lüxüdür, Işıkaltın
otel, ve daha bir çok pansiyon mevcuttur. Bir yer belirledikten sonra Salı günü
Amasradayız. Amasrada denize büyük liman tarafında girilir. Yaz sonuna doğru
biraz yosunlu alanları oluşabilir, emin değilim. Burada denize girilir. Kalesi
bilhassa müzesi gezilir. Tekne turları ile 45 dakika yarımada etrafına
dolaşılır, Tavşan adası görülür. Önceden ada olup köprü ile bağlanınca yarımada
olan buruna yürüyerek gidilir, efsane ağlayan ağaç vs. görülür, güzel panaromik
görüntülerde selfiler selfileer çokça çekilir. Salı akşamı örnek Işıkaltın
oteli balkonunda tam güneş batmadan 45 dk önce yerimizi alırız, kırmızı şarap
eşliğinde balık iyi gider, ambiansı fevkaladedir.
Gene mevcut marka restaurantlardan
birisi Mustafa
Amcanın Yeri’dir. Buraya gelmeyen devlet adamı , general, sanatçı tabi
birde BEN :) ! yok gibidir. Gidip akşamüzeri balık yemeden Amasradan geçmek olmaz.
(diğeride Çeşm-i Cihan restaurant)
![]() |
| Bakın.. :) |
![]() |
| Aynı yerden..Yorumsuz.. |
Bir
parantez..(Eğer..eğer..akşam üzeri doğada kaybolmak isterseniz eğer; işte Amasra
Bakacak tepesi.. Burada, meşhur Kuşkayası
eteklerinde bilhassa günbatımı deniz ve yeşilin kaynaştığı yerden bak bak doyamazsın
sahiden..Yaz, kış. Bazen çise çise
yağmur yağarken buradan denize bakmak..) Yaz günleri bilhassa hafta sonu,
piknik yapılacak şahane yerlerdendir. ) Tam buraya termik santral yapma girişimleride
üzücü tabi..
![]() |
| BAKACAK TEPESİ |
![]() |
| BAKACAK'tan BİRİLERİ BAKIYOR :) |
Çarşamba günü denize girilecekse tekrar aynı yerlerde girilir. Bu arada Çakraz 10-15 dakikadır, orada gidilip girilebilir, akşamüzeri Çakrazda Yakamoz balık restoran gene gün batımı çok iyiydi benim dimağımda.. Çarşamba günü Bartın’a hareket edilir. İnkumu’nda konaklanır. (Bizde kalabilirsiniz. Vallaa ). Yok ben pansiyon veya bungalo evlerde kalacağım derseniz, var. Terrase otelde , meşhur İnkumu’nun simgesi kaya üstündeki çamın kıyısındaki bungalo evlerde de kalabilirsiniz.
![]() |
| İNKUMU |
İnkumunda denize girilir ,çooook uzunca
sahilinde. Günübirlik, Mogada
sahilini Güzelcehisar
sahiline gidilebilir, yerel, güzel, kumlu sırtını yeşil yamaçlara dayamış koylardır.
15-30 dk arası mesafededir. Oralara giderken yeşilliklerin sunduğu
güzelliklerde cabası. Güzelcehisar sahilinde lav kayalıları son dönemde
Bartınlılar tarafından lansmanı yapılan farklı bir doğa oluşumudur. Görülmeli.
Özel idare çok tartışılan teras ve yürüme yolu yaptı , oraları göstermek için.
Bence daha içerden yamacın dibinden
yapsa (biraz daha para harcasa) lalettayn değilde kamufle
bi şeyler yapsaydı iyiydi ama ..
![]() |
| Güzelcehisar |
Bartın içine gelince . Bohem bir
küçük şehirdir Bartın,. İnce ince gezilmeden o kadar anlaşılır belki..
Bir parantezde Bartın halkına..Bartın
insanı kendine özgün kültürünü, dışarıdan fazla göç almayan ender kentlerimiz
olması hasebiyle pek kaybetmemiştir. Özellikle köylerinde yöreye ait konuşma
şivesi ve kelimelerini anlamakta pek güçlük çekeceğiniz, bi o kadarda sempatik
hatta komik bulacağınız kesin. Batı karadeniz ahşap evlerin örnekleri yavaş
yavaş yerini betonerme yapılarla değiştirmeye
yüz tutsa da, Bartın şehir içinde
bilhassa Yalı mahallesinde bu duruma direnen, bahçe içindeki evleri görmek için
baharda sokaklarında salına salına yürüyün derim. Mahalle havası hala mevcut bahçeli
evlerde, kah çiçek açmış badem, elma ağaçlarının, kah güllerin arasından pek
şirin durur Bartın ahşap evleri. Yaşınıza veya okumanıza birikiminize bağlı
olarak, bu evlerdeki hayatları, dönemin mahalle yaşantılarını hayal ederek “
eeee neler yaşanmış, neler görülmüş
geçirilmiş bu evlerde” deyip uzun uzun
hayıflanarak gezersiniz o sokaklarda.. (Çok gezdim çünkü kendimden biliyorum ). Orduyeri köprü başında dev çınar ağaçlarının altındaki kahvenin bahçesinde bilhassa bahar ve yaz günleri durun hatta bi okey oynayın ?⊙∵. Dördüncüyü ben size bulurum merak etmeyin : ) Bartın’da tipik gezilecek yerler,
Orduyeri mahallesi (Fatih Sultan Mehmed’in ordusunu
konaklattığı bölge), mecburiyet caddesi , sinema önü (nedense bilhassa sisli
puslu havalarda kışın çok bohem bulurum burayı ben..nedense), tabii ırmak
kenarı Yalıboyu, Kemerköprü, yenilenen Gazhane Parkı bazılarıdır.
Şimdilerde bir yığın kafe yapılan
ırmak kenarında oturup çay içmek, dingin ırmak içinden gezinen teknelere bakmak
, yılın her döneminde beni fazlası ile etkiler, değişik duygu denizlerinde
savururdu. Güzün yaklaştığı dönemlerde, sonbaharın az yakıcı güneşi altında Irmak
ve kenarının dinginliği iyice artmıştır yani. Ooof off.. ! Neyse..
Bartın
ırmağı (çayı) bence Türkiye’de tek, dünyada da ön sıralarda gelen yavaş akan,
bazen tersine aktığını bile düşündüren, bana göre uzunca bir göldür adeta.. Çok
çeşitli su sporları, modern teknelerle tekne gezileri yapılabilecek iç turizmde bir destinasyon yeri olarak
değerlendirilmesi gereken bir doğal potansiyele sahip.
Yerel yönetimin bu konuda düşünceleri var ama tabii bu hayaller kapitale ve devletin desteğine bağlı.. Yoksa Bartın ırmağı değerlendirilip, etraflıca uzun boylu bir proje olarak ele alınsa şehre büyük turizm geliri bıraktıracak kapasitesi var.
Yerel yönetimin bu konuda düşünceleri var ama tabii bu hayaller kapitale ve devletin desteğine bağlı.. Yoksa Bartın ırmağı değerlendirilip, etraflıca uzun boylu bir proje olarak ele alınsa şehre büyük turizm geliri bıraktıracak kapasitesi var.
Bu bölgeye
gelindiğinde 80 km mesafede, Safranbolu’ya gitmeden olmaz tabii. Bir sabah
kahvaltısından sonra çıkılıp, yola koyulunur. 30.-40. km lerde meşhur ağaçlı
(tünel) yolda selfiler çekilir. (Yalnız yola dikkat. Selfi için yolun ortasında durman lazım, ama
hemen araba geliveriyor. !!) Oralardaki yeşillik yudumlana yudumlana devam
edilir. Ahmetusta geçitine kadar viraj çoktur.
Safranboluya 5 km kala (veya karıştırırsan şehrin içinden sonrada
gelebilirsin) sağa sapıp, 4-5 yıl önce yapılan cam
terasa doğru gidebilirsin. Tabelalar yönlendirir. Cam Teras derin kanyonun
üstünde, başında kafe olan denenmesi gereken yerlerdendir. Arizonadaki kadar
olmasada
görülmelidir.
Oradan devam edip,
Safranbolu içine inebilirsin. Safranbolu malum bilinen bir yer, Dünya kültür
mirası listesinde.
Eski Safranbolu adım adım gezilebilir. Lokumlar yenir, eşe dosta alınır,
akşam üstü dönülür Bartın’a.
| CAM TERAS SAFRANBOLU |
Tercih edilirse, öteki gün Zonguldak ve bilhassa Ereğliye
gidilip görülebilir. Özellikle Ereğli (130 km) görülmesi gerekir bence. 5 – 6
yıl öncesine kadar oraya gittiğinizde insanların gözlerinde bir ışıltıyı hemen
farkederdiniz, birbirleri ile barışıktılar çok. İleride balıkçı limanının orda,
çınarların altında yüzlerce okey oynayan kadınlı erkekli insanlar şehrin
mozayiğini yansıtırdı hep. Şimdilerde değişti biraz. O dönemin başkanının
vizyonu, gerekse Erdemir faktörü şehre diğer komşu illere göre farklılık ve
zenginlik getirmişti anlaşılan. O ilk gittiğim dönemde denizi insanlarla
mükemmel birleştirmiş bir havası vardı hep. Ne Samsunda nede karadenizin diğer
illerinde yoktu o hava , ama şimdilerde Samsun oldukça iyi malum)..Ereğlide
mitolojik cennet cehennem mağaraları, ve sahil görülebilecek yerlerdendir.
Zonguldak'ta ise Ereğli’deki ışık
pek yoktur.
(Malum bu güzel yöremiz
bir yazıda anlatılamayacak kadar güzellikler barındırmakta. Detaylar için
ileride parantezler açacağım inşallah)
Bu gezi sonrası, tekrar dönüp,
Bartından hareketle c.tesi günü Karabük’e veya Yeniçağa’ ya inip İstanbul’ a mı
Ankara’ya mı yoksa Samsun tarafına mı gidersin..? İyi Seyahatler..
Have a nice trip..
Levent ULUÇAY
27.04.2019











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder