27 Nisan 2019 Cumartesi

Bir Batı Karadeniz Gezisi Anatomisi..Mavi ve Yeşilin TANGOSU


Bir Batı Karadeniz Gezisi Anatomisi; Mavi ve Yeşilin Tangosu

(Mobile den bakıyorsak yan çevirelim görüntüyü lütfen)
(Siyahın dışındaki renklerle işaretli linklere tıklayıp gidebilirsiniz)

Bilirsiniz, Karadeniz bölgemizin yeşilliği dillere destandır. Doğu Karadeniz, Rize, Ayder, Ardeşen.. Batı Karadeniz, Sinop, Kastamonu, Bartın, Amasra.. Bana sorarsanız, bir sıralama yap deseniz buçuktan birinci sıraya Batı karadenizi koyarım. Ben böyleyim,   sizin tercihiniz değişebilir tabii..
Bu sebepten, sizlere Sinop’tan başlayıp Bartın’da sonlanan bir yolculukla ilgili bilgilendireceğim.
Bir Cumartesi sabahtan çıkıp Samsun’a oradan Sinop’a doğru çıkalım,  yol üstünde Gerze şirin mi şirin bir kasabadır. Uzaktan Sinop burnu görünür, özellikle yazın akşamüzeri gün batımına yakın .. (Ben oradan geçerken Akşam üstü gün batımına yakın, sahildeki evin birisinde çardak altında rakılar açılmış, gün batımına karşı , karşıda Sinop, ambiansı siz düşünün…) Devam edin. Sinopta, kale,hamsilos koyu ve şehrin az kullanılmış, fazla dokunulmamış haline bir göz gezdirmek için 1 gece konaklayıp, öğle üzeri hareket edin.
Hamsilos Koyu

Ayancık’tan sonra sürekli Karadeniz kenarından gidersiniz. Şu anda bile yeşilin çok tonuna hakimdir oraları. Ama şöyle bir özelliği var yollarının. Çok girintili çıkıntılıdır. O kadarda birbirine benzer ki “ yaa ben buradan biraz önce geçmemişmiydim” hissine kapılırsınız. Sırasıyla Türkeli, Çatalzeytin, Yeşilyurt, Abana, İnebolu , Doğanyurt  birbirine benzeyen şirin kasabalardır. Alttaki derin uçurumların dibinde çoğu köylülerin bildiği güzel kuytu koylar mevcuttur. Bu arada ortalama hız 30-40 km civarında olur, geze geze gitmek içindir zaten yollar. O yüzden Pazar günü nerede denk gelirse bu yerlerden birinde konaklamak zorundasın. (Ben bir keresinde buradan gittiğimde Samsundan bir Pazar günü çıktım 9.00 da, kısa Sinop gezisi sonrası devam ettim. Geze geze Bartın'a gece 12 sularında varmıştım.  O yüzden bir gece arada bir yerde konaklamakta fayda olur).
Bu programa göre Pazar İnebolu’da kaldıktan sonra pzt günü Cide şehir içinde bir tur (Hababam Sınıfı yazarı Rıfat ILGAZın memleketidir.Evi müze halindedir, eşyaları kitapları falan). Oradan devam ettik. Kurucaşil'eye doğru. Gideros Koyu diye  bir koy karşılar sizi yol üzeri. Müthiş dingin, denizin göl olduğu bir yerdir. Anlatımlara göre eski dönemde korsanlar, korunaklı olması vesilesi ile buraya yurt edinmişler bir vakit. Ana yoldan sapıp 2 dakika içinde koya inersiniz. Çok kereler gittim. Kayık falan vardı , bir iki ev, eski bir cami, orada salaş bir pansiyonu işleten bir kadın. Oğlu kayıkla gezdirirdi koyu. Dediğim gibi dingin, görülmesi gereken bir yer. Devam ettik, Kapısuyu da güzel bir yerdir. Kurucaşile’nin geleneksel gemi yapım yeridir. Çalışan, gemi (tekne demek daha doğru) yapım atölyeleri mevcuttur. Genelde teknelerin teslim süreleri 2 kat zamanda çıkar, buradaki tekne ustalarının günübirlik yaşamalarından ötürü. Günlük yaşarlar yani.. Aslında hayatın yavaş yaşandığı yerlerden. Benin gördüğüm, fazla beklenti yoktur, hırs yoktur bu sahildekilerde.  Bugün nafakayı çıkardın mı yarın Allah Kerim. Böyle gördüm ben buralara gittiğimde insanları.
Devam ettik Kurucaşilede pek bi şey yoktur, oraya kadar gördüklerin yeter sana. Kurucaşile extra bir şey katmaz. Şöyle bi bakıştan sonra devam. Tekkeönü de biraz Kapısuyuna benzer. Biraz daha sonra Çakraz karşılar seni. Burası artık Ankara’dan gelenlerin uzandığı yerlerdendir. Yoldan 1 km civarı içeridedir. Yazın ben sakinliği ve turkuaz denizi sebebi ile tercih ederdim. Girip bakılıp çıkılabilir. 10 dk sonra bir tepe üstüne geliririz.
Oradan Amasra’nın muhteşem panaroması görünür. FTM nin “lala lala Çeşm-i Cihan buramı ola” dediği yerdir orası.
 Tepeden Amasra
                                           
Tabi buradan günün farklı zamanlarında baktığınızda farklı güzellik görürsünüz, kah gün batımı, kah saat 10 suları hava açık, kah gece.. Farklı güzellikler sunar seyredenlerine Amasra.. Burada fotoğraf ve selfilerimizi çektikten sonra (tabi gece olamadıysa) şehir içine ineceksek, yuvarlaktan sağa, değilse devam ederek Bartın içine yollanırız.(Pzt gece)
Fatih Sultan Mehmed  bi zamanlar buradan AMASRA'ya baktı.
Bende buradan genelde bakarım AMASRA'ya :)

Amasra’da kalınacak yerler, NortDoor otel en lüxüdür, Işıkaltın otel, ve daha bir çok pansiyon mevcuttur. Bir yer belirledikten sonra Salı günü Amasradayız. Amasrada denize büyük liman tarafında girilir. Yaz sonuna doğru biraz yosunlu alanları oluşabilir, emin değilim. Burada denize girilir. Kalesi bilhassa müzesi gezilir. Tekne turları ile 45 dakika yarımada etrafına dolaşılır, Tavşan adası görülür. Önceden ada olup köprü ile bağlanınca yarımada olan buruna yürüyerek gidilir, efsane ağlayan ağaç vs. görülür, güzel panaromik görüntülerde selfiler selfileer çokça çekilir. Salı akşamı örnek Işıkaltın oteli balkonunda tam güneş batmadan 45 dk önce yerimizi alırız, kırmızı şarap eşliğinde balık iyi gider, ambiansı fevkaladedir.

Bakın.. :)
Aynı yerden..Yorumsuz..
Gene mevcut marka restaurantlardan birisi Mustafa Amcanın Yeri’dir. Buraya gelmeyen devlet adamı , general, sanatçı tabi birde BEN :) ! yok gibidir. Gidip akşamüzeri balık yemeden Amasradan geçmek olmaz. (diğeride Çeşm-i Cihan restaurant)
               Bir parantez..(Eğer..eğer..akşam üzeri doğada kaybolmak isterseniz eğer; işte Amasra Bakacak tepesi.. Burada, meşhur Kuşkayası eteklerinde bilhassa günbatımı deniz ve yeşilin kaynaştığı yerden bak bak doyamazsın sahiden..Yaz, kış.   Bazen çise çise yağmur yağarken buradan denize bakmak..) Yaz günleri bilhassa hafta sonu, piknik yapılacak şahane yerlerdendir. ) Tam buraya termik santral yapma girişimleride üzücü tabi..
BAKACAK TEPESİ

BAKACAK'tan BİRİLERİ BAKIYOR  :)












Çarşamba günü denize girilecekse tekrar aynı yerlerde girilir. Bu arada Çakraz 10-15 dakikadır, orada gidilip girilebilir, akşamüzeri Çakrazda Yakamoz balık restoran gene gün batımı çok iyiydi benim dimağımda.. Çarşamba günü Bartın’a hareket edilir. İnkumu’nda konaklanır. (Bizde kalabilirsiniz. Vallaa ). Yok ben pansiyon veya bungalo evlerde kalacağım derseniz, var. Terrase otelde , meşhur İnkumu’nun simgesi kaya üstündeki çamın kıyısındaki bungalo evlerde de kalabilirsiniz.

İNKUMU

          İnkumunda denize girilir ,çooook uzunca sahilinde. Günübirlik, Mogada sahilini Güzelcehisar sahiline gidilebilir, yerel, güzel, kumlu sırtını yeşil yamaçlara dayamış koylardır. 15-30 dk arası mesafededir. Oralara giderken yeşilliklerin sunduğu güzelliklerde cabası. Güzelcehisar sahilinde lav kayalıları son dönemde Bartınlılar tarafından lansmanı yapılan farklı bir doğa oluşumudur. Görülmeli. Özel idare çok tartışılan teras ve yürüme yolu yaptı , oraları göstermek için. Bence daha içerden  yamacın dibinden yapsa (biraz daha para harcasa) lalettayn değilde kamufle bi şeyler yapsaydı iyiydi ama ..
Güzelcehisar

Bartın içine gelince . Bohem bir küçük şehirdir Bartın,. İnce ince gezilmeden o kadar anlaşılır belki..
Bir parantezde Bartın halkına..Bartın insanı kendine özgün kültürünü, dışarıdan fazla göç almayan ender kentlerimiz olması hasebiyle pek kaybetmemiştir. Özellikle köylerinde yöreye ait konuşma şivesi ve kelimelerini anlamakta pek güçlük çekeceğiniz, bi o kadarda sempatik hatta komik  bulacağınız kesin.  Batı karadeniz ahşap evlerin örnekleri yavaş yavaş yerini betonerme yapılarla  değiştirmeye yüz tutsa da, Bartın şehir içinde bilhassa Yalı mahallesinde bu duruma direnen, bahçe içindeki evleri görmek için baharda sokaklarında salına salına yürüyün derim. Mahalle havası hala mevcut bahçeli evlerde, kah çiçek açmış badem, elma ağaçlarının, kah güllerin arasından pek şirin durur Bartın ahşap evleri. Yaşınıza veya okumanıza birikiminize bağlı olarak, bu evlerdeki hayatları, dönemin mahalle yaşantılarını hayal ederek “ eeee  neler yaşanmış, neler görülmüş geçirilmiş bu evlerde”  deyip uzun uzun hayıflanarak gezersiniz o sokaklarda.. (Çok gezdim çünkü kendimden biliyorum ).  Orduyeri köprü başında dev çınar ağaçlarının altındaki kahvenin bahçesinde bilhassa bahar ve yaz günleri durun hatta bi okey oynayın ?⊙∵. Dördüncüyü ben size bulurum merak etmeyin : ) Bartın’da tipik gezilecek yerler, Orduyeri mahallesi (Fatih Sultan Mehmed’in ordusunu konaklattığı bölge), mecburiyet caddesi , sinema önü (nedense bilhassa sisli puslu havalarda kışın çok bohem bulurum burayı ben..nedense), tabii ırmak kenarı Yalıboyu, Kemerköprü, yenilenen Gazhane Parkı bazılarıdır.
Şimdilerde bir yığın kafe yapılan ırmak kenarında oturup çay içmek, dingin ırmak içinden gezinen teknelere bakmak , yılın her döneminde beni fazlası ile etkiler, değişik duygu denizlerinde savururdu. Güzün yaklaştığı dönemlerde, sonbaharın az yakıcı güneşi altında Irmak ve kenarının dinginliği iyice artmıştır yani. Ooof off.. ! Neyse..
               Bartın ırmağı (çayı) bence Türkiye’de tek, dünyada da ön sıralarda gelen yavaş akan, bazen tersine aktığını bile düşündüren, bana göre uzunca bir göldür adeta.. Çok çeşitli su sporları, modern teknelerle tekne gezileri yapılabilecek  iç turizmde bir destinasyon yeri olarak değerlendirilmesi gereken bir doğal potansiyele sahip.
Yerel yönetimin bu konuda düşünceleri var ama tabii bu hayaller kapitale ve devletin desteğine bağlı.. Yoksa Bartın ırmağı değerlendirilip, etraflıca  uzun boylu bir proje olarak ele alınsa şehre büyük turizm geliri bıraktıracak kapasitesi var.
Bu bölgeye gelindiğinde 80 km mesafede, Safranbolu’ya gitmeden olmaz tabii. Bir sabah kahvaltısından sonra çıkılıp, yola koyulunur. 30.-40. km lerde meşhur ağaçlı (tünel) yolda selfiler çekilir. (Yalnız yola dikkat. Selfi için yolun ortasında durman lazım, ama hemen araba geliveriyor. !!)  Oralardaki yeşillik yudumlana yudumlana devam edilir. Ahmetusta geçitine kadar viraj çoktur.  Safranboluya  5 km kala (veya karıştırırsan şehrin içinden sonrada gelebilirsin) sağa sapıp, 4-5 yıl önce yapılan cam terasa doğru gidebilirsin. Tabelalar yönlendirir. Cam Teras derin kanyonun üstünde, başında kafe olan denenmesi gereken yerlerdendir. Arizonadaki kadar olmasada görülmelidir.
CAM TERAS       SAFRANBOLU
Oradan devam edip, Safranbolu içine inebilirsin. Safranbolu malum bilinen bir yer, Dünya kültür mirası listesinde. Eski Safranbolu adım adım gezilebilir. Lokumlar yenir, eşe dosta alınır, akşam üstü dönülür Bartın’a.
Tercih edilirse, öteki gün  Zonguldak ve bilhassa Ereğliye gidilip görülebilir. Özellikle Ereğli (130 km) görülmesi gerekir bence. 5 – 6 yıl öncesine kadar oraya gittiğinizde insanların gözlerinde bir ışıltıyı hemen farkederdiniz, birbirleri ile barışıktılar çok. İleride balıkçı limanının orda, çınarların altında yüzlerce okey oynayan kadınlı erkekli insanlar şehrin mozayiğini yansıtırdı hep. Şimdilerde değişti biraz. O dönemin başkanının vizyonu, gerekse Erdemir faktörü şehre diğer komşu illere göre farklılık ve zenginlik getirmişti anlaşılan. O ilk gittiğim dönemde denizi insanlarla mükemmel birleştirmiş bir havası vardı hep. Ne Samsunda nede karadenizin diğer illerinde yoktu o hava , ama şimdilerde Samsun oldukça iyi malum)..Ereğlide mitolojik cennet cehennem mağaraları, ve sahil görülebilecek yerlerdendir.
Zonguldak'ta ise Ereğli’deki ışık pek yoktur.  

(Malum bu güzel yöremiz bir yazıda anlatılamayacak kadar güzellikler barındırmakta. Detaylar için ileride parantezler açacağım inşallah)
  Bu  gezi sonrası, tekrar dönüp, Bartından hareketle c.tesi günü Karabük’e veya Yeniçağa’ ya inip İstanbul’ a mı Ankara’ya mı yoksa Samsun tarafına mı gidersin..? İyi Seyahatler..

Have a nice trip..

Levent ULUÇAY
27.04.2019






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder